#popüler
1
kiazma opticum'daki lezyonlar sonucunda görülen hastalık. genellikle kiazma opticum'a yakın olması nedeniyle hipofiz tümörlerinin büyüyüp baskı yapması nedeniyle ortaya çıkar. bu durumda, hem sağ hem de sol gözde, görüşün temporal ya da lateral ya da dış taraftaki yarım kısmında, görüntü yoktur.
temporal retina üzerine, nasal görüntü alanı düşerken; nasal retina üzerine ise temporal görüntü alanı düşer. temporal retina lifleri kiazma opticum'da çapraz yapmadan aynı taraftaki tractus opticus'ta ilerlerken, nasal retina lifleri ise kiazma opticum'da çapraz yaparak karşı tarafın tractus opticusuna geçer. ve kiazma opticum'daki lezyonlar, burada çapraz yapan nasal retina liflerini etkiler.
kiazma opticum'da oluşan bir hasar sonucunda, nasal retinaya düşen temporal sahanın görüntü bilgileri kaybolur.
kaynak: vikipedi
amerika'nın tropik ormanlarında ve güney afrika'da görünen yüksek ateş, ağrı, akut nefrit(böbrek iltihabı), sarılık, kanamalar, koyu renkli idrar gibi belirtileri olan eskiden stegomia fasdata da denilen, aedes aegypti türü sineğin ısırmasıyla oluşan viral bir hastalık. aşısı var.
geri dönüşü olmayan bir yola girmek ya da ok yaydan çıktı anlamında kullanılan bir deyimdir. tarihi bir olaydır ve bu yüzden bir deyim haline gelmiştir. rubicon ırmağı veya nehri, zamanında roma için bir sınır teşkil ediyordu. ve bu nehrin güneyinden roma'ya gidilebilirdi. o dönemde italya içine generaller, birlikleriyle beraber giremezler ve anayasa gereği emretme yetkisini kullanamazlardı. kullanmak ve emretme yetkisini kaybetmiş bir generalin emirlerine itaat etmek, ölüm cezasıydı.
jül sezar'ın valilik(generallik) dönemi sona erdiğinde, roma senatosunun emirlerine uyup ordusunu dağıtıp roma'ya dönmesi gerekiyordu. fakat o m.ö. 49 yılının ocak ayında, komutasındaki 13.lejyon birliğiyle beraber rubicon ırmağını geçerek roma'ya girdi, yasayı çiğnedi, darbe yaptı ve iç savaş çıkarmış oldu. roma'yı aldı. bu olayla birlikte roma imparatorluğu'nun yükseliş dönemine girilmiş olundu.
1965'te kurulan progresif rock grubu. pink floyd'un kurucusu ve onu bilinir yapan, belki de pink floyd olmasını sağlayan syd barrett idir. syd, 60 yaşındayken 2006'da vefat etmiştir. ancak müzik hayatı kısa sürmüştür. bu adamın asıl olarak hızlı ilerleyen psikolojik bir hastalığı yüzünden kariyerinde çok hızlı bir şekilde yükselme ve gerileme görülür. syd, şizotip kişilik bozukluğuna sahiptir. şizotip kişilik bozukluğu aynı zamanda yaratıcılığı arttırıcı yönde etkiler. fakat ilerleyerek şizofreniye dönüştüğünde maalesef bu yaratıcılık kaybolur ve "normal" bir hayat sürdürülemez. iki rahatsızlık arasındaki en önemli fark olan halüsinasyonlar da görülür.
edit: en sevdiğim parçası -> youtube
bu adresten ulaşılabilen bir site. kendinize yıllar sonrası için bir mektup yazıyorsunuz. tam tarihi belirleyebilirsiniz. çok güzel bir servis. gelecekteki kendinize geçmişten mesaj gönderin. şimdi neler düşünüyorsunuz, ne yapmak istiyorsunuz, merak ettiğiniz şeyler hakkında geleceğe bir posta gönderin.
2010' da iki kişi tarafından kurulan sosyal medya uygulaması. sunduğu bir sürü filtreler ve fotoğraf düzenleme araçları ile burada içerik fotoğraftan oluşuyor. instagram mobile first anlayışıyla web sitesinden ziyade mobil uygulamaları aracılığıyla hizmetlerini veriyor. tabii 2010'da android henüz yeni yeni emeklediğinden dolayı ilk başta apple ailesinde kullanılabiliyordu. web sitesinde bazı özelliklerine erişemiyorsunuz. kuruluşundan iki yıl sonra facebook instagramı bünyesine kattı. bundan iki yıl sonra da whatsapp'ı bünyesine kattı facebook.
edit:
ulaşamadığınız özelliklerden birisi: direct message
yüceler yücesinin sözleri olarak yüceltilen, odin tarafından insanlara verilen öğütler biçiminde, her konuda benimsenmesi gereken tavırlar konusunda birtakım anahtarlardır. bu bilgelik viking ahlakını oluşturan değerleri işler. bu değerlerden en önemli ikisi onur ve iyi bir isme sahip olmaktır.
'mal mül kaybolur, ana-baba ölür, sen de ölürsün ama ben hiç ölmeyen bir şey biliyorum: ölen herkesin yargılanması'

vikingler - pierre bauduin
alper kamu adlı 5 yaşındaki büyümüş de küçülmüş bir çocuğun gizemli bir cinayeti çözme hikayesidir. alper canıgüz'ün yazdığı polisiye ve mizah romanı. okurken güldüren bir romandır. ayrıca bir bölümde alper'in hayal gücünde yarattığı bir macerayı da okuyacaksınız tabii burada yediği mantarın da etkisi vardır. peşinden sürükleyen, okurken hoşunuza gidecek çıkarımlar bulabileceğiniz, sıkılmadan bitirebileceğiniz 200 sayfalık bir romandır kendisi.

little miss sunshine

i wanna fucking cry sondaki şarkı devotchka - til the end of time.
yarışmadaki salak jüri ve kızlarını tek tip forma sokan aileler insanı gıcık ediyor kasıntı insanlar. dedemiz çok rahat, relax ve hayatının sonlarını dertsiz yaşayan bi karakter. baba ilk başlarda harbiden çekilmezdi ayrıca dondurma muhabbeti de bu tek tip vücut formu olayının ne kadar gerçek olduğunu kanıtlıyor.
ilk başta arası soğuk olan ailenin elinde bi şey olanların onları kaybetmesi ve sonunda geriye ailenin kalmasıyla birleşmeleriyle gelişen sıcak bi film. iki kardeşin konuşmadan anlaşması güzeldi.
izledikten hemen sonra düşünebildiklerim anca bu kadardı.