#pop��ler
2
god knows, i want to break free.
dinlerken dışarı çıkmayı, eğlenmeyi, uzaklaşmayı, yolda olmayı düşündüren hayat dolu bir queen şarkısıdır.
iki anlamı var. birincisi sinirlenilen, istenilmeyen birisine veya bir nesneye karşı söylenilen drop-dead. anlamı, hemen yok ol, terk et burayı, defol, öl-git, yer yarılsa da içine girsen gibi anlamlara gelebilir.
-i hate you, just drop dead!
ikincisinde ise bir kişinin veya bir şeyin aşırı derecede etkileyici olduğunu belirtmek için kullanılır. kulu köpeği olacak kadar güzel olduğunu, öldürücü güzellikte olduğunu ifade eder.
-this car is absolutely drop dead gorgeous!
ikisi de yoğun duygu içeren ifadelerdir.
fransızcadan geçmiş olan bir kelime. herkesçe yapılan, yaygın, sıradan, bayağı, alışılmış anlamına gelir. sonundaki l harfi ince okunur.
yüceler yücesinin sözleri olarak yüceltilen, odin tarafından insanlara verilen öğütler biçiminde, her konuda benimsenmesi gereken tavırlar konusunda birtakım anahtarlardır. bu bilgelik viking ahlakını oluşturan değerleri işler. bu değerlerden en önemli ikisi onur ve iyi bir isme sahip olmaktır.
'mal mül kaybolur, ana-baba ölür, sen de ölürsün ama ben hiç ölmeyen bir şey biliyorum: ölen herkesin yargılanması'

vikingler - pierre bauduin
herhangi bir konuda sağlık raporu alımı öncesinde doldurulması gereken form. kronik bir hastalık, enfeksiyon, virüs, göz kusuru, duyma kusuru gibi bir sağlık sorununun varlığını veya seviyelerini, niteliklerini yazdığınız bir form. emin değilim ama sadece e-devlet'ten doldurulması mümkün.
gliozis, glia hücrelerinin merkezi sinir sistemine gelen darbelere karşı oluşturduğu bir tepkidir. çoğu vakada çeşitli glia hücrelerinin, ki bunlar mikroglialar, astrositler, oligodendrositler, proliferasyonuna ve hücre hacminin artmasına sebep olur. gliozisin kafalarına sıkça darbe almalarına bağlı olarak boksörlerde fazla olduğu söylenir. macar asıllı nörolog ladisla meduna epilepsi hastalarının da beyin dokusunda gliya hücrelerinin alışılmışın dışında fazla olduğunu fark etmiş. bu gliozis oluşumunun büyük ihtimalle sara krizleri sırasında, nöronların normal faaliyetlerini oluşturan elektriğin, aşırı ve kontrolsüz yayılımına bir tepki olarak gelişiyor. başka araştırmacılar ise şizofreni hastalarının beyin dokusunda normalden daha az gliozis oluşumu olduğunu bildirmişlerdir. meduna, şizofreni hastalarına tekrar tekrar nöbet yaşatılabilinirse hastalığın tedavi olacağını düşünmüştür.
(meduna hakkında söylediklerimin kaynağı: insan vücuduna seyahat - gavin francis)
kafiyeli atasözü gibi bi şey. ne kadar tekrar edilse iyidir anlamına gelir.
dokuz yüz doksan dokuz milyar milyon kadar bile olsa tekrar etmek iyidir.
bir işi yaparken o işi seçip diğer işi seçmediğiniz için o anda tek iş yapmış olursunuz. örneğin paranızı faize yatırmak yerine daha kârlı olacağınızı, bunun bir fırsat olduğunu düşündüğünüz için borsaya yatırdınız. faizden elde edeceğiniz getiriyi alamayacaksınız. borsaya yatırmanın fırsat maliyeti, faiz getirisi olur. yani yapılan bir işin giderleri sadece kendi ihtiyaçlarını değil aynı zamanda fırsat maliyetini de içerir.

passengers

jennifer lawrence ve chris patt' in başrol oynadığı bilim kurgu filmi. dünyadan bir koloni gezegenine gitmek üzere yola çıkmış bir uzay gemisinde yaşanan talihsizlikleri anlatıyor. aslında filmin nereye gideceğini az çok tahmin ediyorsunuz ama yine de izlemesi güzel.